| Konu: bir sonbahar
hikayesi
|
Bir sonbahar
günüydü,yapraklar henüz sararmaya yeni başlamış,havalar
yavaş yavaş tatlı bir serinliğe bürünüyordu.Kadın
hergünkü gibi sabah erkenden kalkıp çocuklarına ve
kocasına kahvaltı hazırlamaya başlamıştı,kaloriferler
yanmadığı için gece soğuyan havanın bütün etkisi
hissediliyordu,insiyaki bir şekilde sabahlığını vücuduna
yapıştırmaya çalıştı,biryandan da ocağın altını yakmaya
çalışıyordu.Çay suyunu koydu,bu arada diğer ocağı yakıp
yumurtaları koyduğu tası ocağın üzerine koydu,kocası çok
pişmiş,büyük çocuk kayısı,küçük ise az pişmiş
seviyordu,yumurta kaynamaya başladıktan sonra saymaya
başladı onbir olduğunda küçük çocuğun,otuz olduğunda
büyük çocuğun yumurtasını tastan çıkardı,kocasınınkini
kaynamaya bıraktı.Çay suyu da kaynamıştı ,çayı demledi
ocağın altını kıstı,salona geçti.Daha hiçbiri
uyanmamıştı,?hizmetçileri ayakta nasıl olsa ?diye
geçirdi içinden,utandı bu düşüncesinden,o iyi bir anne
,iyi bir eş olmak üzere yetiştirilmişti,şikayet etmeye
hakkı yoktu,hakları yok görevleri vardı,kocasına
görevleri,çocuklarına görevleri,çocuklarının uyumalarını
yüzünde yumuşak bir gülümseme ile seyretti.Kocasının
kolunu silkeleyerek -hadi uyan saat
yedi oldu,dedi kocası yatağın
içinde hareketlenirken,hayatının büyük bir kısmını
birlikte geçirdiği adama baktı,baktı.Aniden kafasından
geçenlerden dehşetli rahatsız olduğunu hissederek
mutfağa seyirtti.?Allah?ım neler geçti aklımdan?diyerek
musluğu açtı elini yüzünü yıkamaya
başladı,olmuyordu,aklından geçenler hızla büyümeye
başlamıştı.Ekmeği ince ince kesti,son yumurtayı da
ocaktan
alıpaltınısöndürdü.Peynir,reçel,zeytin,domates,biber,salatalık
ve bardaklar hepsi kahvaltı masasının üzerine
dizilmişti.Kocasının banyoda olduğunu farketti,ıslık
çalarak traş oluyordu,çocukları uyandırmak üzere
odalarına girdi,ne güzel mışıl mışıl uyuyorlardı,?hadi
yavrum hadi uyanın okula geç kalacaksınız?,perdeleri
açtı içeriye sıcak bir sonbahar güneşi
süzüldü,çocukların tam gözleri üzerinde durdu.?Anne
perdeyi kapa ?diye mızıldandı büyük çocuk,küçük aynı
mızıldanma ile gerneşirken?hadi tembeller çabuk
kalkın?diye tatlı sert ve hafif bir sesle bağırdı,onlara
hiç kıyamıyordu.Kocaman olmuşlardı,küçücük hallerini çok
fazla özlemişti,büyüdükçe kendi hayatlarına doğru
koşuyorlardı biranda yalnızlık hissetti üşüdü.Evlenip
gittiklerinde yalnızlığı iyice artacaktı.?Hadi kalkın
işe gecikiyorsunuz çabuk olun çabuk?diye yeniden
seslendi.Sofraya oturulduğunda saat yedi kırkbeş
olmuştu. -çocuğum yumurtanı yesene
-canım istemiyor -eşek kadar oldular hala
yemeklerine karışıyorsun,dedi kocası -ben onlara karışmasaydım ne
olurlardı -ne olurlarmış bize
birşey mi olmuş -tamam anne tama
yiyorumyine kavga etmeyin -kavga
falan etmiyoruz -etmeyiz tabii
annene laf söylenir mi
Sustu,eskiden susmaz söylenecek
herşeyi söylerdi,artık susuyordu,yorulmuş muydu,tenezzül
mü etmiyordu,umursamaz mı olmuştu kendini anlamaz bir
hale gelmişti.Evlendikten sonra işini bıraktığına ve
sonra çalışmak için çaba göstermediğine
pişmandı,kocasının eline bakıyor gibi
hissediyordu,hayatın bir köşesine hapsolup kalmıştı.
-n?oldu anne niye konuşmuyorsun
-ne konuşacağım,hadi kahvaltınızı
bitirin -akşama ne pişireceksin
diye sordu kocası -ne istiyorsun
-ne bileyim,etli birşeyler yap -olur -ben geç
geleceğim -iyi kahvaltı sofrasını kaldırırken,aklı
hayatına takılmıştı yıllardır sofra kur,sofra
kaldır,yemek pişir,çocukları düşün
kendi hayatını nasıl yediğini
düşününce rahatsız oluyordu.
Evliliği hayal kırıklıkları ve
mutsuzluklarla geçmişti,fakat kendini oyalayacak iki
çocuk ve arkadaşlıkları vardı,çocuklar da büyümüştü ve
kendi hayatlarına doğru yavaş yavaş
gidiyorlardı.Kocasını evlenmeden önce peşinde nasıl
koştuğunu hatırladı,kısa sürede o peşinde koşan adamdan
eser kalmamıştı,evlilikleri boyunca sevgisini bir kez
söylememişti.Yapmak istedikleri için hiç teşvik
görmemişti.?Ne salaklık etmişim?dedi kendi
kendine?çalışmaya devam etmeliydim??ben böyle iyi ev
kadını rolünü üstlenecek birimiydim?.Düşündükçe
sinirlenmeye başladı.Korkuyordu,hayatın içine doğrudan
kendini yaşamak için atılmaya korkuyordu,yıllarca bunu
denemiş becerememişti,şimdi nasıl becerecekti,güvenlik
duygusu,alışkanlıklar gururundan birşeyleri alıp götürse
de korkusunu azaltıyordu.Korku
sözcüğünü sevmiyordu,korkmak
yerine,çaresizlik,mecburiyetler ve en önemlisi
insanların en çok sığındığı çocuklar evine sığınıp onlar
için yapılan fedakarlıkların kutsallığı ile
avunuyordu.Kocaman olup kendilerine bakacak hale
gelseler bile kendine özgürlük tanımamanın sebebini
çocuklarına karşı olan görevlerine yüklüyordu. Birazdan Neriman gelecekti,onunla
birlikte Necmiye?ye gideceklerdi yılların arkadaşlarıydı
Neriman ve Necmiye herşeyini onlarla bölüşüyordu,onların
yanında rahat ediyordu.Neriman biraz çılgın bir kadındı
hep insanın aşık olması gerektiğinden sözederdi.Kendinin
bu lafları ne çok ayıpladığını düşündü.Ama kocasını
uyandırırken,ah birine aşık olsam diye içinden geçen
düşünceyi engelleyememesine anlam verememişti.Nasıl bir
duyguydu aşk acaba.?Ayıp,ayıp?diye söylendi yine de
içini belli belirsiz saran sıcaklığa direnemedi.Hiç aşkı
tanımamıştı,Neriman biliyor muydu acaba korkusundan ona
da soramayacağını biliyordu.Geçen yıl üst katlarındaki
kadın aşık olup kocasını terk ettiğinde,ne kadar
sinirlenmişti,kadına söylemediğini
bırakmamıştı,hatırladı birden yüzünün kızardığını
hissetti. Kapı çaldı,Neriman
gelmişti şen şakrak içeri girdi -ne
haber kız,ev işlerini bitirip sabah görevlerini
tamamladın mı -Neriman hiç aşık
oldun mu -Neeeeee,anneciğim,kız sen
hasta mı oldun -alay etme -n?oldu,kocanla kavga mı ettin -ne ilgisi var şimdi -böyle konuları açınca bizi
döversin sen,evet aşık oldum -nasıl
birşey -sadece adını
söyleyebiliyorsun anlatması zor,ama yaşanılacak en güzel
duygu -kime aşık oldun -adı bende saklı -niye beraber değilsiniz -ben de az salak sayılmam -nerede şimdi
-çok uzakta
-görüşmüyor musunuz -görüşemiyoruz -niye -öldü
-neeeee -yaa
öyle işte,benim yüzümden -nasıl
yani,bugün yarın derken cesaretsizliğim yüzünde çok
oyaladım adamı,hastalandı -seninle
ne ilgisi var bunun -hep kendimi
suçladım,sahi sen niye soruyorsun bunları -ne bileyim
-ne bileyimi yok seni yıllardır
tanırım,mutsuz bir şekilde ama mutluluk maskesiyle
dolaşıp duruyorsun -niye canım,ben
kocamı severim -yalan söyleme -niye yalan söyleyim -sen konuşmaya bile korkan birisin
bu konuları,böyle birden sorunca hayatını farkettiğini
anladım,eğer aşık olursan bana haber ver -sen ne yapacaksın -benim yaptığım hataları sana
yaptırmayacağım -ama biz evli
kadınlarız -evli,mutsuz ve huzursuz
-öyle deme o kadar da değil -evli olunca herşeye katlanmak mı
gerekiyor,sevgiyi bilmeden ölmak mi gerekiyor,hayata
hizmetçilik ederek mi devam etmek gerekiyor -ben hiç öyle düşünmedim -düşünmezsin,doğal olarak
görevlerinle ilgilendin kendinle değil -bencillik etmemek lazım,tabii ki
görevlerimiz var -bir tek senin mi
görevlerin var,bir tek sen mi mutlu etmek zorundasın,ya
sana karşı yapılması gerekenler
-??????????
-niye sustun
-??????????
-selmayı gördüm geçen gün,geçen yıl
sevgilisi ile evlenmişti kocasını terkedip,hani kadına
neler söylemiştin -nasıl mutlu mu
-gözlerinin içi gülüyordu, -yalan söyleme -niye yalan söyleyim -kocası,zengin,iyi sessiz bir
adamdı -senin kocan da,iyi,sessiz
bir adam,ama yetmiyor di mi -Hadi
Necmiye bekliyor çıkalım -sen bu
konuları konuşma ve aklına getirme mutsuz olursun
dışarı
çıktıklarında,altın renkli bir sonbahar güneşi
gökyüzünde gülümsüyordu,içinin hafiflediğini hissetti
yıllarca konuşamadığı şeyleri konuşmaya başlamak onu
rahatlatmıştı.Ama yine de içinden dua etti?Allah?ım
lütfen beceremeyeceğim duyguları bana yaşatma? hala
korkuyordu.Dolmuşa binmek üzere koştular.
OĞUZKAN
BÖLÜKBAŞI
|
| | |